{“title”: “Deniz Göktaş hakkında tahliye kararı ve süreç detayları”, “content”: “
Deniz Göktaş, yaklaşık üç aylık tutukluluğunun ardından ilk kez mahkemeye çıktı ve hakim, yapılan duruşmanın ardından onun tahliyesine karar verdi. Göktaş, sosyal medya üzerinden yaptığı bazı videolar ve ifadeler nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sürdürülen soruşturması kapsamında tutuklanmıştı. Bu süreçte, özellikle Cumhurbaşkanı’na hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlarıyla suçlanan Göktaş, toplamda 2 yıl 7 aydan 12 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyordu.
Duruşma, salon kapasitesinin yetersizliği nedeniyle İstanbul 14. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından belirlenen yeni duruşma salonunda gerçekleştirildi. Mahkeme sürecini yakından takip eden avukatlar ve basın mensuplarına açık olan duruşma, detaylı mahkeme tutanakları ve mahkeme gerekçeleriyle kamuoyuna yansıdı. Savcı, mütalaasında Göktaş’ın özellikle Cumhurbaşkanı ve toplumun farklı kesimleri hakkında yaptığı sosyal medya paylaşımlarıyla ilgili ağır suçlamalarda bulundu ve hem cezalandırılması hem de tahliye edilmesi yönünde taleplerde bulundu.
Mahkeme, Göktaş’a ilişkin kararı verirken, hem suçlama hem de beraat ettiği suçlar göz önünde bulunduruldu. Mahkeme, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan yaklaşık 11 ay 20 gün, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan ise 7 ay 15 gün hapis cezası kararı verdi. Ayrıca, Göktaş’ın “suç ve suçluyu övme” suçundan beraatine hükmedildi. Bu kararın ardından Göktaş’ın yoğun güvenlik önlemleri altında tahliyesine karar verildi ve mahkemeden çıktı. Dolayısıyla, Göktaş’ın tutukluluk süresi sona ermiş oldu, ancak bu kararla ilgili hukuki süreç devam edebilir.
İddianamede yer alanlara göre, Göktaş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili yaptığı paylaşımlarda, toplumda ciddi etkiler yaratacak derecede saygınlık ve onur kırıcı ifadeler kullandığı belirtilmişti. Ayrıca, çeşitli videolarda toplumun dinî ve mezhepsel farklılıkları üzerinden kin ve düşmanlık tohumları ektiği iddia edildi. Dini hassasiyetleri ve kamusal düzeni zedeleyici bu söylemler, toplumda geniş çapta tepkilere yol açmış ve çok sayıda vatandaşın şikayette bulunmasına neden olmuştu. Bu söylemlerin, toplumda ayrışma ve kutuplaşmaya sebep olduğu, hatta bazı gruplar tarafından nefret söylemi olarak değerlendirildiği kaydedildi.
Göktaş, tutuklanmadan önce yaptığı açıklamalarda, gerekçeleri ve suçlamaları reddetmişti. Kendisine atfedilen suçların oldukça yanlış anlaşıldığını ve gösteri performansının uzun yıllara dayandığını belirterek, bu süreçte amacının kimseyi kırmak veya toplumda ayrışmayı teşvik etmek olmadığını ifade etmişti. Gösteri sırasında kullandığı ifadedeki esprilerin ve mizahi anlatımların, toplumun geniş kesimlerinin de anlayışla karşılayabileceği tarzda olduğunu vurgulamıştı. Ayrıca, Cumhurbaşkanı’na yönelik yaptığı açıklamaları, tamamen ifade özgürlüğü ve eleştirel bakış açısından kaynaklandığını belirterek, bu sözlerin herhangi bir düşmanlık veya hakaret amacı taşımadığını dile getirmişti.
Son olarak, Göktaş gösterisinde, dini ve siyasi figürler hakkında yaptığı açıklamaların, tartışmayı daha da zenginleştirmek ve toplumsal bilinçlenmeyi sağlamak amacı taşıdığını savunuyor. Kendisine yöneltilen suçlamaların, ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmasıyla ilgili olduğunu ve hukuki süreçlerin adil şekilde yürütüldüğünü belirten Göktaş, bu süreçte toplumun farklı kesimlerinden aldıkları tepkilerin de göz önüne alınması gerektiğine işaret etmişti. Tahliye kararıyla ilgili değerlendirmeler devam ederken, hukuk sistemi ve özgürlükler arasındaki denge